Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Saime Paydaş, Türkiye’de kalıtsal böbrek hastalıklarının (KBH) çok iyi bilinmediği ve geç fark edildiğine dikkat çekerek, “Çocuklardaki KBH vakalarının yaklaşık yüzde 30 ila 50'sinin, yetişkin vakalarının ise yaklaşık yüzde 10 ila 20'sinin nedenin genetik böbrek hastalıkları olabileceği tahmin ediliyor” dedi.
Acıbadem Adana Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı
Prof. Dr. Saime Paydaş sağlıklı bir böbreğin, metabolizmadaki fazla sıvı
ve toksinleri attığını, ancak böbrek hastalarında bu işlevlerin bozulduğunu,
hem kandaki toksinlerin birikmesi hem de sıvı dengesizliği nedeniyle kan
basıncının yükselerek vücudun dengesini bozabileceğini dile getirdi. Türkiye
nüfusunun yüzde 10’unu etkileyen kronik böbrek hastalıkları (KBH) hakkında
bilgi veren Prof. Dr. Paydaş, KBH’nın, böbrek işlevlerinin zamanla azalması
şeklinde ilerlediğini ve ileri evrelerde böbrek yetmezliğine dönüşebileceğini;
tedavi edilememesi durumunda ise diyaliz veya böbrek nakli gerekebileceğini
ifade etti.
Kronik böbrek hastalıklarının dünyada ölüm nedenleri arasında 10. sırada yer
aldığını hatırlatan Prof. Dr. Paydaş, “Kronik böbrek hastalıklarının başlıca
nedenlerinden biri kalıtsal böbrek hastalıklarıdır. Genetik hastalık; bireyin
DNA'sındaki kalıtsal veya doğuştan gelen genetik değişiklikler sonucu ortaya
çıkan sağlık sorunlarını ifade eder. Dünyada genetik böbrek
hastalıklarının; çocuklardaki KBH vakalarının yaklaşık yüzde 30 ila 50'sinin,
yetişkin vakalarının ise yaklaşık yüzde 10 ila 20'sinin nedeni olabileceği
tahmin edilmektedir” dedi.
“Dünya çapındaki en
yaygın genetik böbrek hastalığı”
KBH’lı yetişkinlerdeki genetik böbrek hastalıklarının başlıca nedeninin kistik
böbrek hastalıkları olduğunu ve bu hastaların böbreğinde çok sayıda kist
bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Paydaş, “Bu gruptaki ‘otozomal dominant
polikistik böbrek hastalığı’ dünya çapında en yaygın genetik böbrek hastalığı
olup böbrek yetmezliği olan tüm hastaların yüzde 4 ila 8'inde görülür. Bu
hastalarda sıklıkla hipertansiyon, hematüri, ağrı, baş ağrısı, taş, karında
şişkinlik, beyin kanaması, böbrek fonksiyonlarında azalma gözlemlenir.
‘Otozomal resesif polikistik böbrek hastalığı’ ise esas olarak çocukluk çağı
kistik böbrek hastalığıdır, nadiren erişkinlerde görülebilir” dedi. Ayrıca
‘Nefronofitiziz’ türünün ise böbrek fonksiyonlarında ilerleyici bozukluklarla
ortaya çıktığını anlattı.
“Sağlıklı kişilerin
çocuklarında kalıtsal böbrek hastası olabilir”
Genetik geçişlere bakıldığında anne babasında böbrek hastalığı bulgusu
görülmeyen çocukların bazı hastalıkları kendi çocuklarına taşıyabileceğini
belirten Paydaş, “KBH’nın ‘monogenik’ yani hastalığa yol açan tek genin
nedeninin belirlenmesiyle, hedefe yönelik tedavilerle olumlu sonuçlar
alınabilir. Genetik testler ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak; hastalığın
seyri hakkında hasta ve aileyi bilgilendirmek; böbrek dışı belirtilerin
değerlendirilmesini sağlamak; böbrek naklinden sonra hastalığın tekrarlama
riskini öngörmek ve hastanın risk altındaki akrabalarının taranması, üreme
kararları ve canlı vericilerin taranması konusunda bilgi sağlayabilir” diye
konuştu.
“Erken evrede hastalığın ilerlemesi yavaşlatılır”
Böbrek hastalıklarında tedavi planlarının, hastalığın türü ve evresine bağlı
olarak değiştiğini belirten Prof. Dr. Paydaş, erken evredeki vakalarda
hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için ilaç tedavisi, kan basıncı ve kan
şekerini kontrol altına alma önlemlerinin uygulandığını ifade etti. Diyet
düzeninin de böbrek sağlığına katkısından bahseden Prof. Dr. Paydaş, hekim
önerisine göre sodyum, potasyum ve protein alımı sınırlandırılabileceğini;
ileri evrelerde ise diyaliz veya böbrek nakli gibi seçeneklerin gündeme
gelebileceğini söyledi. Böbreklerin işlevini yerine getirmek için diyaliz
tercih edilebileceğini; kalıcı bir tedavi için ise böbrek nakli
gerekebileceğini sözlerine ekledi.
“Genetik araştırmalar giderek artıyor”
Prof. Dr. Paydaş, ailede böbrek hastalığı, diyaliz ve böbrek nakli öyküsü;
böbrek hastalığı olan kişiyle kan bağı olması; kalpte, gözde, sinir sisteminde
tutulum belirtileri, işitme kaybı, gut gibi böbrek dışı tespitlerin olması;
hastanın görünümünde bozukluk olması; 50 yaşından erken gelişen KBH; kistik
böbrek hastalığı nedeni bilinmeyen KBH gibi durumların varlığı halinde
hastalara genetik test uygulanabileceğini anlattı. Risk grubundaki kişilerin
çocuk sahibi olmadan önce genetik bilgi sahibi olması ve titizlikle takip
edilmesinin hem hastalıkların görülme sıklığının hem de böbrek yetmezliği
gelişmesinin azalmasını sağlayacağını dile getirdi.
Kronik böbrek hastalığıyla ilgili genetik araştırmaların
giderek arttığını vurgulayan Paydaş, “Genetik testi negatif hastalar aralıklı
olarak yeni risk genleri için tekrar değerlendirilmelidir. Genetik testlerin
iyileştirilmesi ve yeni varyantların tespit edilmesi ile genetik hastalık
doğrulanabilir. Genlerle ilgili yeni tedavilerin gen özelliği bilinen hastaya
uygulanması mümkün olacaktır” dedi.