Dünya genelinde
pandemi ile birlikte artan ruhsal sorunların önemine dikkat çeken HiDoctor,
"Konuşmak Lazım" sloganıyla psikolojik destek erişimini temel bir
insan hakkı olarak vurguluyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki
erişim sorununa odaklanan platform, Dünya Ruh Sağlığı Günü'nde farkındalık
oluşturarak online psikolog seansları da sunuyor. CEO Ahmet Bal, psikolojik
destek hizmetinin sağlığın temel bir parçası olduğunu vurguluyor. Ruh sağlığına
yapılan yatırımın toplumsal refahı artıracağına inanıyor ve kurumların bu
alandaki sosyal sorumluluklarını vurguluyor.
Pandemi, depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunların yüzde 25 artmasıyla sonuçlandı. Günümüzde hem de ülkemizin yaşadığı ekonomik ve toplumsal sorunlar da insanların güvenlik kaygılarını arttırıp, refah seviyesini olumsuz etkiliyor. Dünya genelinde ruh sağlığı sorunlarıyla baş etmeye çalışan insan sayısı 1 milyara yaklaştı. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre ise, Türkiye’de her üç kişiden biri ruhsal sorunla baş etmeye çalışıyor. Buna karşılık, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde desteğe ihtiyaç duyanların çok küçük bir kısmı psikolojik yardım alabiliyor. Toplumun yüzde 75-80’i herhangi bir psikolojik destek almaktan yoksun. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde bu ihtiyaca dikkat çeken HiDoctor, “Konuşmak Lazım” diyerek, psikolojik desteğe erişimin insanın en temel ihtiyaçlarından biri olduğunun altını çiziyor. Dünya Ruh Sağlığı Günü’ne özel olarak kurumlara ve bireylere yönelik webinarlar, ruh sağlığının hayatın ne kadar merkezinde olduğuna dikkat çeken dijital içerikler, herkesin katılabileceği Instagram canlı yayınları ile ruh sağlığının “temel bir insan hakkı” olduğu farkındalığını oluşturmaya çalışan platform, bugüne özel avantajlı online psikolog seansları da sunacak.
Dünya Sağlık Örgütü’nün geçtiğimiz yıl açıkladığı rapora
göre, pandemi nedeniyle depresyon ve anksiyete gibi zaten yaygın olan ruhsal
sorunlar, yüzde 25’ten fazla artış gösterdi ve zaten ruhsal sorunlarla yaşamaya
çalışan neredeyse 1 milyar insanın üzerine eklendi. Buna karşılık özellikle
düşük ve orta gelirli ülkelerde, kişilerin yüzde 75 ile 80’inin ruhsal
rahatsızlıkları için herhangi bir yardım alamıyor. Çünkü ülkelerin ruh sağlığı
hizmetleri için ayırabildiği kaynak miktarı toplam sağlık bütçelerinin yalnızca
yüzde 2’sini oluşturuyor. Rapor, önlem alınmadığı takdirde gelecekte her dört
kişiden birinin, ruhsal veya nörolojik bir rahatsızlıkla karşı karşıya kalacağı
konusunda uyarıda bulunuyor.
DSÖ, 1992 yılından bu yana 10 Ekim’in Dünya Ruh Sağlığı Günü
olarak belirleyip farkındalık oluşturmaya çalışıyor. Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde
“Konuşmak Lazım” çağrısı yapan HiDoctor, sağlıklı bir toplumun ancak ruhen ve
bedenen sağlıklı bireylerden oluşabileceğini, bu nedenle “psikolojik desteğin
kolaylıkla erişilebilir olması gerektiğine dikkat çekiyor. Dünya Ruh Sağlığı
Günü’ne özel olarak kurumlara yönelik webinarlar, ruh sağlığının hayatın ne
kadar merkezinde olduğuna dikkat çeken dijital içerikler, herkesin
katılabileceği Instagram canlı yayınları ile ruh sağlığının “temel bir insan
hakkı” olduğu farkındalığını oluşturmaya çalışan platform, bu güne özel
avantajlı online psikolog seansları da sunacak.
En temel
ihtiyacımızın farkında mıyız? Konuşmak lazım.
HiDoctor CEO’su Ahmet Bal, “Tam anlamıyla sağlıklı olmanın
yolu akıl ve beden sağlığından yani esenlikten geçiyor. Nitekim stres, kaygı,
depresyon gibi psikolojik sorunların bağışıklık sistemini zayıflattığı, bunun
da kişiyi hastalıklara daha açık hale getirdiği, hatta diyabetten kalp
hastalıklarına sindirim sistemi sorunlarından kansere pek çok hastalığın
altında yatan neden olduğu tıbbi olarak kanıtlanmış durumda. Oysa önce farkına
varmak, konuşmak ve bir uzmandan yardım istemek, iyi olmaya doğru adım atmamızı
sağlayacak. Psikolojik destek, aslında koruyucu sağlık uygulamalarının ilk
adımını oluşturuyor” diyor.
Psikolojik destek hizmeti üst gelir grubunun hakkı gibi
görülüyor.
“Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, akıl sağlığına bağlı
olarak yaşamdan verim alınmadan geçen yıllar, kanser hastalıkları ile aynı,
nörolojik hastalıkların ise iki katı düzeyinde. Tam da bu noktada diyebiliriz
ki, koruyucu sağlık uygulamalarının ilk adımı psikolojik destektir.
Ahmet Bal, bu uygulamaların toplumsal düzeyde farkındalık
sağlaması ve daha fazla erişilebilir hale gelmesi, hem kurumlar hem bireyler
için bir sosyal sorumluluk niteliği taşıyor.