Hipertansiyon, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve genellikle belirti vermeyen bir sağlık sorunu. Kontrol ve tedavi edilmediği takdirde kalp hastalıkları, felç, böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Hipertansiyonun sanılanın aksine genellikle belirti vermediği uyarısında bulunan Bayındır Söğütözü Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, Türkiye’de her 8 yetişkinden 1’nin hipertansiyon hastası olduğunu ancak bu hastaların yarısının bu durumun farkında olmadığına dikkat çekiyor.
Doç.
Dr. Mutlu Güngör, hipertansiyon hakkında yaptığı açıklamalarda, hipertansiyonun
riskleri, nedenleri, tedavi yöntemlerine dair önemli uyarılarda bulundu.
Damarlar içindeki kan basıncının sürekli olarak normal seviyelerin üzerinde olması durumu olan hipertansiyon, çoğu zaman belirti vermeyebiliyor. Bu durum hastaların genellikle farkında olmadan ciddi sağlık sorunları riski taşımasına neden olabiliyor. Türkiye’de her 8 erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Bayındır Söğütözü Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, bu hastaların yaklaşık yarısının ise tansiyon hastası olduğunu bilmediğini vurguladı.
Tansiyonda İki Değer De Önemli
Kan basıncının, damar içinde meydana
gelen basıncı ifade ettiğini ve bu basıncın yüksek olması durumunun
‘hipertansiyon’ olarak tanımlandığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör “Normal kan basıncı, 130/80 mm Hg'nin altı olarak kabul edilir.
130/80’in üzerindeki değerler hipertansiyon anlamına gelir. Tansiyonun her iki
değeri de önemlidir. Küçük tansiyon genellikle ihmal edilir, ancak her iki
değerin de normal olması gerekir. Birinin yüksek olması bile tedavi
gerektirebilir. " dedi.
Büyük
değerin 135, küçük değerin 85’in üzerinde olması durumunda düzenli tansiyon
kontrolü ve hekim kontrolünde ilaç tedavisi gerekliliği olabileceğini ifade
eden Doç. Dr. Güngör, aort anevrizması, diyabet ve kronik böbrek
yetmezliği gibi hastalıklara sahip bireylerde daha sıkı tansiyon kontrolünün
gerekliliğine dikkat çekti. Doç. Dr. Güngör, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu gibi kronik hastalıkları olan kişilerin
135/85 referans değerini beklemeden hekime başvurmaları ve ilaç kullanmaları gerekebiliyor. Çünkü
bu hastalarda tansiyonun kontrol altına alınmaması durumunda çok ciddi sağlık
sorunlarını ortaya çıkarabiliyor.”
Yaşla Birlikte Hipertansiyon Riski Artıyor
Hipertansiyonun
genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerle bağlantılı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Güngör, yaşla birlikte hipertansiyon riskinin arttığını
söyledi. Özellikle menopoz sonrası kadınlar ve 40 yaş üzeri erkeklerde
hipertansiyonun daha yaygın olduğunu belirtti.
Doç. Dr. Güngör, “Birinci ve
ikinci derece yakınlarında hipertansiyon öyküsü olan kişilerde tansiyon
hastalığı daha fazla ortaya çıkabilir.”
uyarısında bulunarak ayrıca, fazla kilolu olmak, sağlıksız beslenme,
aşırı tuz tüketimi, hareketsizlik ve stres gibi
faktörlerin de yaştan bağımsız olarak hipertansiyona yol açabileceğini
kaydetti.
Belirti Olmasa Bile Düzenli Tansiyon Ölçümü Şart!
Hipertansiyonun
genellikle belirti göstermediğini aktaran Doç. Dr. Güngör “Halsizlik,
baş ağrısı, yorgunluk ve nefes darlığı gibi belirtiler hipertansiyon olabilir,
ancak hipertansiyonun en önemli semptonu belirti göstermemesidir yani
asemptomatik olmasıdır. Tansiyon, yıllar içerisinde yavaş yavaş yükseldiği için
çoğunlukla klinik bulgu vermez. Bu
nedenle biz hipertansiyona ‘sinsi düşman’ deriz. Dolayısıyla sağlıklı bireylerin de düzenli olarak
tansiyon ölçmesi gerekiyor.” diye
konuştu.
Tansiyon Nasıl Ölçülmeli?
Tansiyonun
sadece belirtilerin ve şikayetlerin olduğu durumlarda ölçülmesinin toplumda
yanlış bir algı olduğunu ifade den Doç.
Dr. Güngör, “Şikayet olmasa
dahi düzenli tansiyon takibi ile
hipertansiyon tanı ve tedavisinin en erken dönemde yapılması sağlanlamalıdır.”
uyarısında bulundu.
Doç. Dr. Güngör,
doğru tansiyon ölçümü için şunlara dikkat çekti:
Tansiyon, sakin ve rahatken, idrara sıkışık
değilken, 5 dakikalık bir dinlenme sonrasında ölçülmelidir. Sağlıklı kişiler
hiçbir şikayetleri olmasa bile rutin olarak ayda bir bu şekilde tansiyon
kontrolü yapmalıdır. Aort anevrizması gibi kalp hastalıkları, diyabet, böbrek
gibi kronik hastalıkları olan ve hipertansiyon riski yüksek olan kişiler ise
daha sık tansiyon kontrolü yapmalıdır.”
İlaç
Kullanımı Uzman Hekim Kontrolünde Olmalı!
Hipertansiyonun
kontrol altına alınmasında hekim kontrolü ve ilaç tedavisinin önemine de
değinen Doç. Dr. Güngör
sözlerini şu şekilde noktaladı:
Hipertansiyonda ilaç tedavisi hastanın yaşı, yandaş
hastalıkları ve tansiyon değerlerine göre değişiklik gösteriyor. Bu nedenle hipertansiyon ilacı kulaktan dolma
bilgilerle ya da uzman olmayan kişilerin önerisiyle kullanılmamalıdır. İlaç
kullanımı her hastalıkta olduğu gibi hipertansiyonda da mutlaka uzman
hekim kontrolünde olmalıdır. Hipertansiyon, tedavi edilmediği takdirde ciddi
sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü ve
kardiyoloji kontrolü sağlıklı bir yaşam için ihmal edilmemelidir.”