Dünya Diyabet Günü dolayısıyla önemli bilgiler veren Endokrinoloji Uzmanı Dr.
İffet Dağdelen Duran, diyabetin gözlere, böbreklere, sinirlere ve kalbe zarar
verme riskini arttırdığını belirterek, “Diyabet ve kalp damar hastalıklarının
dünya çapında önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor” dedi.
Denizli Devlet Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. İffet Dağdelen Duran, Dünya
Diyabet Günü dolayısıyla Diyabet Hastalığı hakkında önemli açıklamalarda
bulundu. Diyabetin, gözlere, böbreklere, sinirlere ve kalbe zarar verme riskini
arttırdığını belirten Endokrinoloji Uzmanı Dr. İffet Dağdelen Duran, diyabet ve
kalp damar hastalıklarının dünya çapında önde gelen ölüm nedenleri arasında
olduğunu söyledi. Yapılan bilimsel çalışmalara göre Türkiye'de 7 milyonun
üzerinde diyabetli olduğu ve yaklaşık 3 milyon kişinin ise diyabetli olduğundan
haberdar olmadığı tespit edildiğini belirtti. Uz. Dr. Duran, diyabet bir
kişinin hayatının her alanını etkileyebildiğini ve sıklıkla yaşam kalitesi
üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu belirtti. Ayrıca IDF tarafından
yürütülen yeni bir anket çalışmasının verilerine göre, diyabetle yaşayan
insanların yüzde 77'sinin kaygı, depresyon veya başka bir ruh sağlığı sorunu
yaşadığını, yüzde 75'i duygusal ve ruhsak iyilik halleri için daha fazla destek
almak istediklerini belirtildi. Yani diyabet bakımı genellikle kan şekerlerine
odaklandığını ve birçok diyabetli kişiyi bunalmış halde bıraktığı belirtiliyor.
“Diyabetli insanlar birçok organa zarar verme riskini arttırır ve kanser
türüyle de bağlantılıdır”
Diyabetin birçok organa zarar verme riskini artırdığı gibi ayrıca bazı kanser
türleriyle de bağlantılı olduğunu dile getiren Uz. Dr. Duran, “Diyabet, kan
şekeri olarak da adlandırılan kan glikozu çok yüksek olduğunda ortaya çıkan bir
hastalıktır. Glikoz, vücudun ana enerji kaynağıdır. Vücudunuz glikoz
üretebilir, ancak glikoz aynı zamanda yediğiniz yiyeceklerden de gelir.
İnsülin, pankreas tarafından üretilen ve glikozun enerji için kullanılmak üzere
hücrelere girmesine yardımcı olan bir hormondur. Diyabetiniz varsa, vücudunuz
yeterli veya hiç insülin üretmez veya insülini düzgün şekilde kullanmaz. Glikoz
daha sonra kanınızda kalır ve hücrelerinize ulaşmaz. Diyabet, birçok organa
zarar verme riskini artırdığı gibi ayrıca bazı kanser türleriyle de
bağlantılıdır. Diyabeti önlemek veya yönetmek için adımlar atmak,
diyabetin sağlık sorunları geliştirme riskini azaltabilir” dedi.
“Türkiye'de diyabetli olan insanların yarısı diyabetli olduğundan haberdar
değil”
Diyabetli kişilerin %90'ından fazlasında sosyoekonomik, demografik,
çevresel ve genetik faktörlerden kaynaklanan tip 2 diyabet olduğunu belirten ve
Uz. Dr. Duran, “Tip2 diyabet, dünya çapında sayıları hızla artan, büyük ölçüde
önlenebilir ve tedavi edilebilir bulaşıcı olmayan bir hastalıktır. Tip 2
diyabetin artışına katkıda bulunan başlıca faktörler kentleşme, yaşlanan bir
nüfus, azalan fiziksel aktivite seviyeleri, yanlış beslenme alışkanlıkları, aşırı
kilo ve obezite yaygınlığının artmasıdır. Tip 1 diyabet önlenebilir değildir
ancak insülin enjeksiyonları ile yönetilebilir. 2021 yılı verilerine göre 537
milyon insanın (20-79 yaş) dünya çapında diyabetle yaşadığı bilinmektedir.
Diyabetlilerin yaklaşık yüzde 50'sinin teşhis edilmediği göz önüne alınınca
aslında Dünyada yaşayan en az 10 kişiden 1'inin diyabetinin olduğu rahatlıkla
söylenebilir. 2045 yılına gelindiğinde her 8 yetişkinden 1'i, yani yaklaşık 783
milyon kişi diyabet hastası olacak; bu da yüzde 46'lık bir artış anlamına
gelecektir. Diyabetli toplam insan sayısının 2030 yılına kadar 643 milyona,
2045 yılına kadar ise 783 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir. Yapılan
bilimsel çalışmalarla ülkemizde 7 milyonun üzerinde diyabetli olduğu, yaklaşık
3 milyon kişinin ise diyabetli olduğundan haberdar olmadığı tespit edilmiştir.
Diyabet hastalığının görülme sıklığının obezitenin artışına paralel olarak
hızla arttığı ve 20 yaş üzeri her yedi kişiden birinin diyabetli olduğu ortaya
çıkmıştır” diye konuştu.
“Diyabet, bir kişinin her alanını
etkileyebildiği gibi de olumsuz ve bunalmış hissettirir”
Duran, diyabet hastalarının ilaç tedavisinin yanında diyet ve egzersizlerine
mutlaka dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayarak diyabetin iyi yönetilmesinin
önemli olduğunu söyledi ve bir kişinin hayatının her alanını etkiyebildiğini ve
sıklıkla yaşam kalitesi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu belirten Uz.
Dr. Duran, “Diyabet, bir kişinin hayatının her alanını etkileyebilir ve
sıklıkla yaşam kalitesi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Diyabetle
yaşayan insanların hayatlarını iyileştirmek ve risk altında olanlarda diyabetin
önlenmesi ulusal sağlık politikalarının ve tüm Dünyanın amacı
olmalıdır. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü'nün 2024-2026 yılları arasındaki teması
“Diyabet ve Yaşam Kalitesi'' olarak belirlenmiştir. Diyabet iyi yönetildiğinde,
yani; doğru bir beslenme stili, doğru karbonhidrat miktarı ve insülin
eşleşmesi, doğru bazal insülin miktarı ve spor gibi etkenlerle meydana gelen
olumlu yaşam şekli ile geleceğimizi koruyoruz. Diyabet bakımında kişinin yaşam
kalitesine yönelik destek önceliklendirilmelidir. Diyabetli milyonlarca kişi,
evde, işte ve okulda durumlarını yönetmek konusunda günlük zorluklarla karşı
karşıyadır. IDF tarafından yürütülen yeni bir anket çalışması, diyabetle
yaşayan insanların yüzde 77'sinin kaygı, depresyon veya başka bir ruh sağlığı
sorunu yaşadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca diyabetli hastaların yüzde
75'i sağlık hizmeti sağlayıcılarından duygusal ve ruhsal iyilik
halleri için daha fazla destek almak istemektedir. Diyabet bakımı genellikle
yalnızca kan şekerine odaklanır ve ne yazık ki birçok diyabetli kişiyi bunalmış
halde bırakır. Bu nedenle lütfen artık daha farklı bir şeyler yapalım; Bu Dünya
Diyabet Gününde, yaşam kalitesini diyabet bakımının merkezine koyalım ve daha
iyi bir Diyabet Hayatı için değişimi başlatalım” dedi.
GÜNDEM
15 Kasım 2024 01:04
2 Görüntülenme
Diyabetin Birçok Organa Zarar Verebiliyor