Eczacılık fakülte sayısında yaşanan artışın eğitim kalitesi olumsuz yönde etkilediğini, mezun sayısının kontrolsüz biçimde artmasının da eczacılıkta işsizlik sorununu derinleştirdiğini söyleyen Saydan, “1997 yılına kadar 7 tane eczacılık fakültesi varken, şimdi bu sayı 58 oldu. Eğitim veren eczacılık fakültelerinden ise sadece 16’sı tam akredite eczacılık eğitimi verirken, diğer fakültelerin büyük kısmı yeterli akademik kadroya ve fiziksel altyapıya sahip değil” dedi.
Tüm
Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, 25 Eylül
Dünya Eczacılar Günü dolayısıyla bir açıklama yaparak, eczacıların
yaşadıkları sorunlara değindi.
“Meslektaşlarımız
ve hastalarımız, yürürlükte olan bazı mevzuat ile ilaç sanayisindeki kimi
uygulamalar nedeniyle ilaca erişimde ciddi mağduriyetler yaşıyor.
Eczanelerimizdeki ilaç yoklarının, ekonomik kaygıların ve kontrolsüz bir
şekilde açılan eczacılık fakülteleri sorununun son bulmasını istiyoruz” diyen
Saydan açıklamasında şunlara yer verdi:
“Türkiye’de
birçok ilacın temininde sıkıntı yaşanıyor. Bunların arasında hayati öneme sahip
kanser ilaçları, kanserde ağrıyı kesen ilaçlar, hormon ilaçları, östrojen
bandı, antibiyotikler, tüp bebek tedavisinde kullanılan yumurta çatlatan iğne,
çocuk psikiyatri, venöz yetmezlik, Parkinson ilaçları da bulunuyor.
Bu
ilaçların bulunamamasının en önemli ve yegâne sebebi ilaç euro kurudur. Euro
kurunun 48,94 TL’ye ulaşmış olduğu ekonomik gerçeğine karşın Bakanlık
tarafından ilaç fiyatları belirlenirken baz alınan Euro kuru halen 21,67 TL’dir.
Yani güncel Euro kuru, ilaç Euro kurunu 2’ye katladı.
"İlaç
bulunamıyor, giderlerimiz artıyor"
Türkiye
genelinde eczacılar, artan maliyetler ve bulunamayan ilaçlar nedeniyle zor
günler geçiriyor. İlaç temininde yaşanan sıkıntılar ve giderlerin hızla yükselmesi,
sektördeki pek çok eczaneyi malî bir bataklığa sürüklüyor. Elektrik, kira ve
personel giderleri gibi sabit masrafların yanı sıra, ilaç fiyatlarının döviz
kurundaki dalgalanmalar karşısında sabit kalmaması eczacıları zorluyor.
Eczacılar, mesleklerini icra etmeye çalışırken üst üste gelen ekonomik sorunlar
nedeniyle işletmelerini ayakta tutmak için kredi üstüne kredi çekerek çarkı
döndürmeye çalışıyorlar. İlaç Fiyat Kararnamesinin (İFK) günümüz ekonomik
şartlarına uygun olarak güncellenmesi gerekiyor.”
58 eczacılık
fakültesinin sadece 16’sı tam akredite
Eczacılık
fakülte sayısında yaşanan hızlı artışın eğitim kalitesi olumsuz yönde
etkilediğini, mezun sayısının kontrolsüz biçimde artmasının da eczacılıkta
işsizlik sorununu derinleştirdiğini söyleyen Saydan, “1997 yılına kadar 7
tane eczacılık fakültesi varken, şimdi bu sayı 58 oldu. Eğitim veren eczacılık
fakültelerinden ise sadece 16’sı tam akredite eczacılık eğitimi verirken, ne
yazık ki diğer fakültelerin büyük kısmı yeterli akademik kadroya ve fiziksel
altyapıya sahip değil” diyerek şöyle devam etti:
“Özellikle
son iki yılda özel üniversitelerdeki kontenjan sayıları artış göstererek yüzde
78 arttı. Bununla beraber devlet üniversitelerindeki kontenjan sayılarındaki
yüzde 38’lik azalma sektör için olumlu bir durum gibi görünse de mevcut
kontenjan sayıları hayli fazla. Özel üniversitelerde 2025 yılı kontenjan
sayısı 1685 iken, devlet üniversitelerindeki kontenjan sayısı ise 1773.
Mesleğimiz
için Eczacılık fakültelerine öğrenci alım kontenjanlarının ülke ihtiyacına göre
azaltılması, Eczacılık lisans programına yerleştirme başarı sıralaması
barajının en az 50 bine yükseltilmesi, yeterli öğretim üyesi ve teknik
altyapısı olmayan eczacılık fakültelerinin kapatılması veya öğrenci alımının
durdurulması, Akreditasyon sürecine girmemiş veya başarısız olan fakültelerin
eğitim vermesinin sınırlandırılması, Eczacılık eğitimine yönelik denetim,
gözetim ve kalite güvence mekanizmalarının güçlendirilmesi gibi düzenlemelerin
hayata geçirilmesi hem eczacılık mesleğinin geleceği hem de toplum sağlığı için
çok önemli.”
Takviye edici
gıdalar Sağlık Bakanlığı kontrolüne geçmeli
Takviye
edici gıda konusuna da değinen Saydan, “takviye edici gıda” veya “bitkisel
ilaç” adıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsat verilerek satışa
sunulan ilaçların vatandaşın sağlığı için Sağlık Bakanlığı kontrolüne geçmesi
gerektiğini yineleyerek, “takviye edici gıdaların akıl almaz bir şekilde
internetten reklamları yapılarak vatandaşın sağlığı ile oynanıyor. Bu ürünlerin
artık bir an önce Sağlık Bakanlığı kontrolüne geçerek eczanelerden verilmesi
sağlanmalı” dedi.
Saydan
açıklamasında şunlara yer verdi:
“Tarım
ve Orman Bakanlığı ruhsat ve satış izni ile zayıflama, cinsel performans
arttırıcı, saç dökülmesini engelleyici ürünlerden tutun da bütün vitamin,
kolajen, hormon ve mineralleri içeren ilaçlar ülkemizde market, bakkal, pazar,
benzinliklerde satılıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, içlerinde “ilaç etken
maddesi tespit edilen takviye edici gıdalara ceza veriyor ancak, üzerinde
inatla “ilaç değildir” yazılarak ruhsat verilen bu ilaçlar için bakanlığın
verdiği bu cezalar maalesef caydırıcı olmuyor. İnsanlar gıda desteği olduğu ve
doğal olduğu yanılgısı ile bu ve benzer ürünleri temin edip kullanmaya ve
sağlıklarından olmaya devam ediyor.
Şaşırtıcı
bir şekilde Tarım ve Orman Bakanlığı izni ile firmalar ilaç yapıyor. Ancak,
isminin içinde tarım geçmesi ve bu ilaçların isimlerine “takviye edici gıda”
denilmesi bunların ilaç olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Biz eczane eczacıları
olarak artık bu duruma “dur” denilmesini istiyoruz.
Tarım
ve Orman Bakanlığının milyarlarca lira ceza yazması bu taklit veya tağşiş
yapılmasına engel olamadığı için, artık ruhsat vermekten vazgeçmesi gerekiyor.
Çünkü bu görev Sağlık Bakanlığı’nın, Türkiye’de her türlü ilaç verme ve satma
görevi de biz eczane eczacılarınındır. “Eczane Sağlıktır, Eczane Güvendir.”
Kaynak: Medimagazin